Sana Şiir Yazmasam Olur mu?

Yeşim Ağaoğlu – Sana Şiir Yazmasam Olur mu? – şiir

Şair Yeşim Ağaoğlu yeni şiir kitabı “Sana Şiir Yazmasam Olur mu?”da farklı bir duyarlılıkla çıkıyor karşımıza. Şiirlerinde insanı, aşkı ve yalnızlığı başarıyla ve kendine has üslubuyla işleyen Yeşim Ağaoğlu, şiir okurunu sihirli sayfalara davet ediyor. Şiirin yanında çağdaş sanat çalışmaları da üreten şair, şöyle sesleniyor tüm şiirseverlere:

 

‘hiç şiirsiz bir kadın tasavvur edebilir misiniz

her kadın şiirdir, her şiirde bir kadın vardır’

ne güzel söylemiş söyleyen

peki her şair biraz kadındır desem

kızarlar mı bana en erkek şairler

ben de biraz kadınsam ne olmuş yani

hay ağzından öpeyim selma rıza

 

Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş

Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş – Özlem Özyurt – Öykü

Özlem Özyurt ilk kitabı “Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş” ile şimdiden başarılı bir isim olacağını kanıtlıyor. Tüm öyküseverlerin mutlaka okuması gereken, çekici bir ilk kitap. Hayalle gerçek arasında bir tercih yapın, sayfaları hızla çevirin… Büyülü bir yolculuğa davetlisiniz!

Özlem Özyurt, 1980 Ankara doğumlu. Galatasaray Üniversitesi İktisat Bölümü’nü bitirdi. Yazı ile ilişkisi, üniversite yıllarında Galatasaray Üniversitesi Detay Dergisi’nde ve İstanbul  Kültür Sanat Vakfı’nın internet portalı olan www.istanbuldostlari.org’da editörlük yaptığı dönemde başladı. Milliyet Sanat Dergisi’nde çeviri ve derleme haberleri; Varlık, Kaçak Yayın Dergisi ve www.altzine.net internet sitesinde öyküleri yayımlandı. 2005-2009 yılları arasında Mario Levi, Murat Gülsoy ve Semih Gümüş’ün Yaratıcı Yazarlık Atölyeleri’ne katıldı. İlk öyküleri atölye çalışmaları sırasında ortaya çıktı. 2006-2008 yılları arasında atölyedeki arkadaşlarıyla beraber Yazı Değirmenleri (www.yazidegirmenleri.com) adını koydukları sanal edebiyat dergisini hazırladı. Şu anda İstanbul’da bankacılık yapıyor. “Bir Şehir Varmış Bir Şehir Yokmuş” yazarın ilk öykü kitabıdır.

“Bir bahar ertesinde, vakit ikindiye varmışken, ötedeki şehirler küçük gelir olmuş, dam üstüne dam çıkmak helâl sayılmışken, bir bulut indi yeryüzüne, yaz da bitti, gölgeli günler başladı. Uzaklardaki şehirler boşaldı, mucize şehir insan doldu taştı. Kuruluşunu zaten ilk baştan beri mucize saymışlardı. Toprağı bereketli denen şehir, çok uzaklardan çalışmak üzere gelen insanlara kapılarını açmakta gecikmedi. Çoluk çocuk, tası tarağı toplayıp geldi. Nerede aç oradan kaç, nerede aş oraya yanaş diyenler soluğu mucize şehirde aldılar. Çoğu hamallıkla ya da kazma kürekle çalışarak işe başladı. Bazılarınınsa ne hamallık yapmak için ipleri ne de amelelik yapmak için kazma ve kürekleri vardı.”

Kum Şeytanları

Kum Şeytanları – Esra E. Karaosmanoğlu - Öykü

Esra E. Karaosmanoğlu yazdığı öykülerle ilişkilere, insanlara, hayatın küçük ayrıntılarına başarıyla eğiliyor. Lezzetli bir öykü kitabı!

Bir sabah uyandığımda, salonunun camına büyük puntolarla yazılmış bir yazı astığını görmüştüm: “SATILIK”. Altında sana ait olduğunu düşündüğüm bir telefon numarası vardı. Neden bilmiyorum, açıklamasını yapamıyorum, ama o an dayanılmaz bir istekle aramak istedim. Seni daha iyi görebileceğim bir pencerenin kenarına yaslanıp numarayı çevirdim. Telefonun uzun uzun çalmaya devam ederken ahizenin başında anlamsızca bir süre bekledin. Görebiliyordum seni. Cesaretini toplamak istercesine duruyordun ahizenin başında. Elin telefona uzandığında, sesimdeki yapaylıktan olabildiğince uzaklaşmak için çok gayret sarf ettiğimi hatırlıyorum. Ev hakkında bilgi istedim: Kaç odaydı, kaç metrekareydi, kaç tuvaleti vardı gibi, aslında hiç ilgilenmediğim soruları ardı arkasına sıraladım.

Esra E. Karaosmanoğlu’nun ilk kitabı Kum Şeytanları, dört yılı aşkın bir sürede yazılıp bir araya getirilen öykülerden oluştu. Birbirinden çok farklı konulara değinen bu öykülerin hepsi aslında insanın hallerine ilişkin… Yara almış ruhları anlatıyor Karaosmanoğlu, yazgıları ellerinden kayan insanların yaşam kesitlerini sunuyor… Kaderlerine yenik düşmüş kahramanların iç yolculuklarına ve devinimlerine tanık ediyor okuru ve daima yalnız olduğumuzu ustaca aktarıyor bize. Öykülerin beklenmedik sonlarına doğru sürüklerken, hayatın öngörülemezliğine de ortak ediyor sizi… Yazar, şiirsel bir dille yapıyor bunu, adeta sözcüklerle resimler çizerek…

Eski Cesetler

Eski Cesetler – Göksel Bekmezci – Anlatı

Göksel Bekmezci aklın sınırlarını zorluyor! “Eski Cesetler” cesur dili ve eleştirel üslubuyla eşsiz ve çok keyifli bir kitap. İnsanlar, ilişkiler ve hayatın görünen ve görünmeyen ayrıntıları bu kitapta. Ekranların sevilen yüzü Bekmezci, kalemini konuşturuyor!

Göksel Bekmezci 1978 Solingen doğumlu bir oyuncu ve yazar. Bekmezci, 2002’de Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölümü’nden mezun oldu. “Eski Cesetler”, yazarın anlatı türünde yazdığı ikinci kitabı. Dille, anlamla, sözcüklerle başarılı bir şekilde oynuyor yazar. Göksel Bekmezci’nin şiirsel dili, anlattığı keyifli öykülerle oldukça farklı bir okuma serüvenine davet ediyor okurunu. “Eski Cesetler” sizi içine alan, farklı bir okuma önerisi.

üvey kardeşiniz

olma yoluna

çıkmışsa eğer

çocukluğunuz,

kalorisi

düşürülmüşse

pastadan evlerinizin,

bir cadı

uçan süpürgesiyle

başlamışsa

gökyüzünün

tozunu almaya ve

güle güle

deme nezaketi

göstermiyorsa hâlâ

hayat,

ölüme,

ömürleri kısa

süren kimi

kahramanların

hikâyeleri

uzun kalır

sizin de

kalbinizde.

Gri Hikâyeler

Gri Hihâyeler – Göksel Bekmezci – Anlatı – 2. Baskı

1. baskısı tükenen “Gri Hikâyeler” oyunlarla dolu bir ilk kitap! Göksel Bekmezci ironik ve eleştirel üslubuyla sözel bir şölene davet ediyor sizleri.

Göksel Bekmezci 1978 Solingen doğumlu bir oyuncu ve yazar. Bekmezci, 2002’de Müjdat Gezen Sanat Merkezi Yaratıcı Yazarlık Bölümü’nden mezun oldu. “Gri Hikâyeler”, yazarın anlatı türünde yazdığı ilk kitabı. Dille, anlamla, sözcüklerle başarılı bir şekilde oynuyor yazar. Göksel Bekmezci’nin şiirsel dili, anlattığı keyifli öykülerle oldukça farklı bir okuma serüvenine çağırıyor okurunu.

kapmada başarılı kaçmada yaralı bir aç gibi

uzanırken hayatın doludizgin damarlarına,

seni özlemenin uzun bir cümle olduğu bu kısa satırda

evet evet, mektubunu yeni açmış okuyucular için

tekrar tekrar yazmak seni özleyebilmeyi kısaca defalarca bu satırda

-ki ah bir bilsen ameliyatla aldıramadığım bu hissi,

bu hissin ardında bıraktığı tanrısal sisi-

ve aynı satırla kesip atmak yüzük parmaklarını tüm yeryüzünden..

kesip yanına bir de yanmış bir orman iliştirip

resmi sevişmene paketleyip göndermek bir gece sana..

yolları tıkalı itfaiye araçlarınca..