90′lar Kitabı – 3 Ocak 2012′de Kitapçılarda

“80′lerde Çocuk Olmak” kitabının kardeşi

“90′lar Kitabı – Çocuk mu Genç mi?” Aralık 2011′de Yitik Ülke’den çıkıyor

Kadir Aydemir yayına hazırladı

Kapağı Savaş Çekiç tasarladı

Yitik Ülke yayınlıyor

Tek dağıtımcımız Punto Dağıtım dağıtacak

Aralık ayı sonlarına doğru tüm kitapçılardayız…

www.twitter.com/yitikulkeyayinwww.twitter.com/yitikulkewww.twitter.com/90larkitabi

 

Protest Yayın

ProTEST YAYIN – Bülent Taş – Mizah

Hayata dair komik, ironik, politik duvar yazıları kitabı: Protest Yayın

Uzun yıllar sonra, 80’lerde ve 90’lı yıllarda ülkemizde çok sevilen, neşeli/düşündüren/gülümseten “Duvar Yazıları”yla dopdolu sıcacık bir kitap bu. Bülent Taş, güncel hayata dair iğnelemelerle, ironik çağrışımlarla bezeli “duvar yazıları” geleneğini başarıyla sürdüren bir sanatçı. O, toplumun, doğanın ve bireyin nabzını tutuyor, sosyal hayatla mizahın aykırı dilini, politik unsurları ustalıkla birleştiriyor. Görünmeyeni göstermeye, duyulmayanı duyurmaya çalışan Taş, duvar yazısı kültürünü canlı tutan nadir sanatçılardan biri. Kâh gülüp kâh üzülmek, ama en çok da düşünmek ve sorgulamak için, sayfaları çevirin!

Ey duvar yazıcısı;
tacı tahtı bırak,
gökkuşağından bir renk al içindeki FIRÇA SARAYINA!
Ey duvar yazıcısı;
nerde bir duvar  örülse yanı başında isyan boy veriyor!
Bütün duvarlardan isyanlara DÜŞtün sen!
Ey duvar yazıcısı;
duvarlar yükseliyor, vicdanlar alçalıyor!
Ne zaman vicdan taş kesilse, biliyorum o taştan bir duvar örülecek!
Ey duvar yazıcısı;
Çekinme,
ÇEK FIRÇANI…

Leblebi

Deniz Başıbüyük – Leblebi – Roman


Gizli Bir Kahramanın Öyküsü: Leblebi

Leblebi, Anadolu’nun asil çocukları olan Hititlerin, Selçuklu’nun, Osmanlı’nın ve İpek Yolu’nun geçtiği topraklarda, ihtişamını ambalajına, fiyatına yüklemeden, özüne yüklemiş bir kuruyemiştir. İç zenginliğini sade ve abartısız bir şekilde, birilerine sunmaya çalışmadan yansıtır leblebi. Ona alışan ve her yerde onu arayanların sayısı onu pazarlayanlardan azdır. Bu kitaba konu olan gizli kahramanı, en iyi anlatan kuruyemiştir leblebi. Çıkış noktaları ve duruşları aynıdır. O gizli bir kahraman ve Anadolu’nun asil çocuğudur. “Leblebi” bir gidişin hikâyesidir. Asaletine tutunarak kolaylaştırılmaya çalışılan bu gidiş hikâyesi, gizli bir kahramanın sureti üzerinden, Anadolu’nun tüm gizli kahramanları fark edilsin, hatırlansın diye yazılmıştır. Deniz Başıbüyük, okurunu acının sınırlarında ustalıkla dolaştırıyor… “Leblebi”, farklı ve sarsıcı bir ilk roman… Gizli kahramanlarıyla yaşayanlara, gizli kahraman olanlara…

***

Satın almak için: http://t.co/kL0weJ7

Yedi Gün Duası

Zerrin Soysal – Yedi Gün Duası – roman

Gerçek görünen midir yoksa görünenin ardına gizlenen mi?

Gidenin yükü mü daha ağırdır, geride kalanın mı?

En çok sevdiklerimiz incitir bizi; peki sevgiyle nefret arasındaki sınırı kim çizer?

Zerrin Soysal, ilk romanı “Yedi Gün Duası”yla okurlarını uzun ve edebiyat lezzetiyle donatılmış bir yolculuğa çıkartıyor. Başarılı kurgusu ve dramatik yapısıyla bu roman, aklınızı uzun süre meşgul edecek…

Bu kitapta Zeynep’le birlikte insan ilişkilerine dair birçok soruya yanıt arayacak, yaşamınızdaki insanlara başka bir gözle bakmaya başlayacaksınız…

“İstiyorsan gel ama eve dönmem için ısrar etme. Yalnız kalmak istiyorum. Kafamı toplamak istiyorum. Kendimi bulmak, Zeynep kim, dostum düşmanım kim anlamak istiyorum. Karlıdağ’a tırmanacağım, gerçek aynasına bakacağım. Anladın mı, gerçek aynasına bakacağım.”

Vücudum hıçkırıklarla sarsılıyor, gözyaşlarım parmaklarımın arasından sızıp dirseklerimden kucağıma damlıyor. Halam telefonumu çekip alıyor elimden.

“Zeynep iyi canım. Benim yanımda, merak etme. Bir şeyi yok, annesinin ölümüne ağlıyor. Gelmeye falan da kalkma, gereği yok.”

Halam Mehmet’i çok seviyor.

Hayata Yetişmek

Aslı Solakoğlu – Hayata Yetişmek – öykü

Aslı Solakoğlu, usta yazar Adnan Özyalçıner ile birlikte çıkardıkları İç kitabından sonra yoluna devam ediyor. Kenar mahalle yaşantılarını konu edindiği öykülerinde, iç dünyası ile dış dünya arasındaki gerilimi çözmeye çalışan, varoluşlarını bu sızıda bulan bireyleri, daha çok kadınları anlatıyor. İnsanın onulmaz acısı olan ölümün yarattığı yaşamsal labirentlerde, gündelik hayatın baskısıyla da sıkışan insanın anlık iç çekişlerini, toplumsal konulara duyarlı tavrı ve kullandığı şiirsel dil ile harmanlayarak özgün bir öykü evreni yaratıyor.

Kimi öyküde ayağını toprağa gömmüş kentli, yalnız bir kadın; kiminde hiç toprağı olmamış çalışkan bir göçer kadın; kiminde de bir avuç gün ışığının aydınlattığı toprağı, çocuklarının açlığıyla yoğuran Doğulu bir kadın aracılığıyla sesleniyor okura. Hayata Yetişmek, öyküseverlerin gözden kaçırmaması gereken bir eser.

***

“Bulutu beklemektir hayat: Yağmur, kar, dolu… Hangisiyle ıslansa, o olur insan. Hangi sözle yıkansa ona benzer zamanla. Gökyüzü ne zaman ağlasa, konuşana; ne zaman sussa, bekleyene dönüşür. Bulut olup bekler insan bazen.”

***

“İnsanın acısını akıtacağı bir yer olmalı. Eski aşklarını gömebileceği… Örneğin bir çimenlik, toprağı açıkta bir çimenlik olmalı. Bahar yeşilinin arasından hayat görünmeli, kurduyla solucanıyla. Çıplak ayakları ısırganlar dolamalı, yakmalı insanın canını.

Yürümeli. Gözleri kapalı yürümeli insan o acıyla, sonra tombul bir serçe konmalı omzuna. Tombul ama aç dünyaya doğru yürünmeli beraber.

İnsanın acısıyla büyüyebileceği bir yer olmalı.”